YÜZÜK

Adana'da üç ay bitti resmen. yeni bir hayatta, yeni bir şehirde üç ay... Ne bir arkadaş ne de dert anlatabilecek, kafa dağıtabilecek birisi... Üç ay sonra staj bitiyor, ruhsat alıyorum ama sonrasında ne olacağına dair en ufak bir fikrim yok. KPSS'ye girdim, fena da değildi, 80 üstü bir puan gelecek muhtemelen. Ama o puanla atama yapılması zor, en az bir 87-88 gelseydi iyi olurdu. Şu puanla anca torpille bir yerlere giriliyor. Hak aramaya haksız başlamak beni çok rahatsız ediyor. Sınava hazırlanıyorum tekrar hakimlik-savcılık için.
Fotokopici Beyle olan ilişkimiz fazla inişli çıkışlı geçiyor bu sıralar, hatta son 4-5 aydır. Saçma sapan şeylere bağırıp çağırıyor. Ankara'daki rahat hayatımdan sonra  eve dönmek beni yeterince zorluyor. Kimseyi tanımıyorum burada, en ufak bir şey anlatabileceğim kimse yok yanımda. Ne olursa ona anlatıyorum ama bunu istemiyor, ona kimseden bahsetmeyecekmişim. Bazen patlayacak gibi oluyorum ama ona anlatamıyorum bunu, o kimseye dert anlatmayı sevmediği için benim yaptığım ona garip geliyor. Derdi tasayı da geç bazen boş boş gevezelik yapmak istiyorum ama ona bunu dinlemek bile istemiyor. Bilmiyorum belki de ben abartıyorum.
Son günlerde sürekli olarak tartışıyorduk. Meğerse yüzük bakıyormuş orada, evlenme teklifi etmek için. Annesiyle gitmişler kuyumcuya, beğendiği yüzüğe kartın limiti yetmemiş. Bir sonraki gün bayram diye emeklilere yatacak olan ikramiye vardı annesi onu çek, karttakileri çek git al demiş, bu sefer de para geç yatmış. Sonra annesi parayı getirmiş vermiş, 3-4 gün masada bekledi dedi, annesi torunlarına 100er lira gönderecekmiş Fotokopici Beyden istemiş, sonra Fotokopici Bey de masanın üstündeki paradan al, daha fazla al gönder hatta demiş. Sonra da yüzük gitmiş işte. Üzüldüm sanırım. Sanırım değil üzüldüm evet. Torunlara gidecek para aslında Fotokopici Bey'in abisine gönderiliyor dolaylı olarak. Abisi iki sene önce iş kazası geçirdi, sol kolu sabit kaldı, dirseğini oynatamıyor. Parmaklarını, elini oynatabiliyor ama dirsek yok. Geçen gün hastane raporu çıkmış, %40 çıkmış iş göremezlik raporu. Onlar daha fazla çıkacağını, malulen emekli olacağını falan düşünüyordu. Dava da sonuçlanınca yüklü bir tazminat alıp, dükkan açmayı planlıyorlardı. Abi o zamana kadar çalışmayı düşünmüyordu. Üç tane çocuğu var, en küçüğü 3 yaşında daha. Yenge hem hasta babaya bakıyor hem de çocuklara bakıyor. Eve gelen tek para, abinin çalışmadığı sürece sgk'dan iş kazası sebebiyle gelen para ve yengenin babası hasta olduğu için bakım parası. Fotokopici Beye bir kaç kere yenge çalışsa, abin çocuk baksa dedim, abim evde çocuk falan bakmaz dedi, iş bulsa dedim bu haliyle ne işi dedi. Beş kuruş para yok ama geçen ay Antalyaya tatile gitti abi ve çocuklar. Üç gün için 1500 lirayı verdiler. Fotokopici Bey'in ablası ayrı bir terane zaten. Çalışıyor çalışıyor ama hiçbir zaman cebinde parası yok. Annenin, rahmetli babadan kalan emeklisi var ama onda da hiçbir zaman para olmuyor. Faturalar, mutfak masrafları, annenin zırt pırt oraya buraya gitmesi sebebiyle oluşan bilet parası ve daha pek çok şey Fotokopici Bey'e bakıyor. Anneyle abla para biriktiriyor desem o da değil. İki buçuk yıllık bir ilişkimiz var, neredeyse en başından beri evlilik planladığımız bir ilişki ama Fotokopici Bey dahil hiç kimse lan yarın öbür gün evlenirsek para lazım olacak kenara üç kuruş atayım demiyor. Adam yüzük almaya kalktı, ona da para yetmedi. Üzüldüm. Ama daha çok ailesine kızdım.

Şarkı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Hayat

İç Döküş