ANKARA

Merhabalar efendim :)

Ankara hayatım son bulmak üzere. Ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Bir yanım evime döneceğim için huzurlu ama öteki yanım üzüntü başta olmak üzere çok fazla his barındırıyor. Fotokopici Bey'den ayrılmak çok zor gelecek. O kadar alışmışım ki varlığına... Ankara'da yaşadığım çeşitli sağlık sorunları beni çok yormuştu, ailemin yanında olmak beni bu açıdan rahatlatacak. Maddi olarak ailemin yanında olmak beni rahatlatacak. Hakimlik-savcılık sınavı olmazsa mesleğimi yapabilmem için gerekli maddi- manevi destek ailemin yanında çok daha fazla olacak ama bunlara rağmen hayatımda koskoca bir boşluk olacak. Sabahları gözümü açtığımda, geceleri gözlerimi kapattığımda gördüğüm adamla aynı şehirde olamamak beni gerçekten üzüyor. Koşulsuz sevmeyi onunla öğrenmişim ben, büyümüşüm, ayaklarım yere daha sağlam basar hale gelmiş onunla. Ve daha bir çok şey...

Burada fazlasıyla özgürdüm. Kimseye hesap vermiyordum. Yaptığıma ettiğime karışan yoktu. Gecenin bir yarısı dışarıdan döndüğümde hesap soran kimse yoktu, ailemin yanında öyle olmayacak. Sanki özgürlüğümü kendi ellerimle teslim edip kendimi bir hapse atıyormuşum gibi hissediyorum. Yeni hayatım beni korkutuyor. A bir de geri eve dönmek ben burada başaramadım, ayaklarımın üstünde duramadım demek gibi geliyor ki bu da ağırıma gidiyor.

Bu yazıyı yurda ilk geldiğim odada yazıyorum. Daha dün gibi aklımda buraya gelişim. Korkularım, endişelerim, umutlarım, hayal kırıklıklarım, sevinçlerim, kayıplarım... Ne çok şey yaşamışım aslında burada.  Ölümle Ankara'da tanıştım mesela, canımdan bir parçayı burada kaybettim. Canıma can katanı Ankara'da buldum yine. Hayatla burada tanıştım.

Sevmedim bu gri şehri, sevemedim. Ama ondan kopmak da canımı acıtıyor. Cemal Süreya çok güzel söylemiş bu şehir için; Ankara Ankara, en iyi kalpli üvey ana.

Böyle karışık hisler içindeyim işte. Umarım hayat bana güzel şeyler getirir.

Şarkı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Araf

Yeni Hayat

Çok mu ayıp hala mutluluk istemek?