Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Oradan Buradan

Yarın doğum günüm. Ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Fotokopici Bey'le esasında iyiyiz, Allah bozmasın. Abisi iş kazası geçirdi ona canı sıkkın sinirlendikçe bana patlıyor. Yarının doğum günüm olduğunu hatırlayacak mı hatırlasa bir şey yapacak mı çok merak ediyorum. A bir de onun da doğum günü yaklaşıyor fikirlere ihtiyacım var.

Et Yiyememe Korkusu

Merhabalar :)
Kurban bayramına az kalmışken pek sevgili yirmilik dişim en güzel atağını yaptı ve beni çektir şeklindeki muhteşem sürprizini bana sundu. Geçtiğimiz iki kurban bayramı öncesinde de ben yine yirmilik diş çektiriyordum efendim. Vücudumdaki en işlevsiz en gereksiz bulduğum parçadır yirmilik dişlerim. Sağolsunlar hiçbiri de rahat bırakayım şu kızı demediler. Birinin çıkmasını tam üç sene bekledim ve çıkmadan çektirmek zorunda kaldım. Neyse bugün dişçiye gittim ve yeni çıkmış tazecik yirmilik dişimin çekilmesi gerektiğini öğrendim. Ağzımda diş kalmadı resmen. Şükür ki bu sefer dikişsiz alacakmış, yani inşallah öyle olur. Korkuyorum. Sanırım çekim kısmından değil de iyileşme safhasından korkuyorum ama. En çok da kurbanda mangal yiyememekten korkuyorum :/  Hatta en korktuğum iki koltuktan biridir dişçi koltuğu. Diğeri de kuaför koltuğu, hiç ohh ne güzel olmuşum diyerek kalkmadım o koltuktan da. Dua ediniz bu garibe.

Şarkı.

Yok Başlık -4-

Selamlaaar :)

Ağustos gider ayak yapacağını yaptı ve ben Adana'nın o sıcağında hasta olmayı becerdim. Ha bire hapşırıp burnumu siliyorum, hiç hoş değil. Salgın varmış, evdeki herkes sırayla oldu bana da son sıra kaldı. Ama bence bu mikroplar mutasyona uğramış zira hiçbirininki böyle değildi. Bir sahip çıkamadıklar mikroplarına..A bir de gözümde galiba arpacık çıkıyor. Yarın da böyle çıkıyormuş izlenimi yaratmaya devam ederse altın sürücem. Evet kocakarı yöntemlerini biliyorum hep, doktor falan hiç benlik değil :D

Şaka maka ağustos bitti eylül geldi baya. Kooskoca tatil yine bitti gitti. Sanırım eğitim öğretim hayatım içindeki son yaz tatilimdi bu benim. Çok garip hissediyorum hala. Sorumluluk falan gözümü korkutuyor. Öğrenciliğimin son senesini doya doya çıkartmak istiyorum.

Babam geçen gün daha önce hiç sigara içtin mi dedi, yok dedim. İçtin mi kız soruyorum öyle dedi. He içtim dedim. Çok mu dedi yok dedim. Ben senin yaşındayken çok içerdim dedi :D Daha da bir şey demedi. Annem d…

Yitirmekten Korkarak Başucumda Saklıyorum

Bana bakışını seviyorum, kızdığın zamanlarda bile sevgi var o bakışlarda, şefkat var. Beni bazen en çok sen kırsan da biliyorum sen de en az benim kadar kırılıyorsun o zamanlar. Babanı küçük yaşta kaybettiğin için ilerde sana bir şey olursa ben de sizin gibi sıkıntı çekmeyim istiyorsun. Sabahları sen uyurken seni izlemeyi seviyorum, çok sevimli oluyorsun o zamanlar. En çok da sabah uykuluyken sarılmanı seviyorum. Bir senin yanında kendimi bu kadar güvende, huzurlu hissediyorum bir de babamın yanında. İkinize de çok kızsam da ikinizden de vazgeçemiyorum. En sinir olduğum huylarınız da en sevdiğim huylarınız da aynı resmen. Sanırım ilk defa hayatımdaki birinin sevgisinden gerçekten eminim. Acaba seviyor mu cidden diye düşünmedim hiç senin için. Kendimi sana hiç çekinmeden açtım, bana zarar verir mi diye düşünmedim. Yanında hiç çekinmeden, utanmadan ağladım. Bunu yapmak benim için çok zor bir şey. Sen daha zorunu yaptın, göz yaşlarını paylaştın benimle. Dışarıdan bakınca o güçlü ama umur…

Bende Bir Resmin Var Yüzüme Bakmıyor

Ankaradayken Fotokopici beyde kalmıştık, ben iki arkadaşı ve arkadaşının kız arkadaşı. Fotokopici beyin ablasıyla evi temizledik. Dün annesiyle konuşurken söylemiş, pollyanna ile ablam da evi temizledi falan diye. Annesi de pollyanna değildir o, F.dir demiş( F arkadaşının kız arkadaşı) Bugün bu yüzden bir güzel tartıştık. Daha doğrusu önce sustuk sonra o saydı saydı, ben sustum. Konuşucaktım lafı ağzıma tıktı, şu huyundan vazgeç lafı ağzıma tıkma dedim. Sonra kapattık. Bu benden sevmediğim hareketlerinin resmen listesini istemişti. Liste istiyordun ya, tek maddesi var, beni dinlemeyi dene dedim. Beni susturduğunda iyi bir şey olsa konuşturmaz hevesim kırılır susrarım, kötü bir şey olsa sana göre önemli olmaz bu sefer de öyle konuşturmazsın diye anlatamam ben sana bir süre sonra. Böyle yapma, kendimi değersiz hissediyorum, kırılıyorum dedim. Çok alakasız bir cevap verdi. Söylediklerime bu kadar doluyorsun madem ben de söylemem istediğin gibi davranırsın, o zamanda ilişkinin bir manası …

Her Şey Çok Sevmekten

İçimde bir şey var, anlatamıyorum. Değişik bir huzursuzluk, belki paranoyaklık ama en çok mutsuzluk. Ben sevdiği adamın bir sözüyle bir bakışıyla mutlu olabilen biriyim. Ve yine aynı sözle hayal kırıklığına uğrayıp, mutsuz olabilen biri... Fotokopici bey çok değişik davranıyor bana bugün. İyi misin bir şey mi oldu dedim, neden sordun dedi. Açıkladım neden sorduğumu, sen bana nasıl davranıyorsan öyle davranıyorum dedi. Nasıl davranıyorum dedim, sıkma canını yok bir şey dedi. Canını sıkan bir şeyler var ve bana anlatmıyor, bu da canımı acıtıyor. Kendimi bu kadar açtığım biri kendini bana böylesine kapatınca kırılıyorum. O bana gülümsediğinde dünyanın en mutlu insanı ben oluyorum ama o bana çok garip davranıyor şu an. Sanki zorla konuşuyormuş gibi. Dün gece her şey gayet normaldi oysa ki... Dahası ben bunları ona anlatamıyorum. Burada böyle kendi kendimi yiyip duruyorum :/ Onu kaybetmekten de deli gibi korkuyorum. Ne ara bu kadar sevdim bilmiyorum ama anlatamayacağım kadar çok seviyorum.

Dram İçerikli Yazı

Resim
Çığlık atmak istiyorum. Hala Adana'dayım. Pazar günü eğer ülkede yine bir şey olmazsa, Allah'tan bir kaza bela gelmezse, Dünya'ya meteor falan çarpmazsa Ankara'ya gidiyorum. Bütün millet tatilini bile bitirmişken benim hala başlamayan bütlerim var da. Artık başlasın ve bitsin istiyorum, zira yoruldum, bıktım.

Altı tane bütüm var. Evet evet altı tane. 12 dersin 6sı kaldı. Nalet sosyolojide arkadaşım 50 puanlık kısmı boş bırakıp 60 almayı başardı, ben aynı sosyolojide ondan çok daha fazla şey yazıp 30 aldım. Ve yazdığım 50 puanlık kısım doğruydu. Adaletsizliğin, haksızlığın ilk öğretildiği, yaşatıldığı yer resmen burası.

İdareden geçtim evet! Fotokopici beye de evlenme teklifimi her yerde dolaşan bu yazıyla attım. Reddedildim orası ayrı :D Ps. yazıyı sbf'den tek dersi idare olan ve hocaya kendini dersten geçirirse evleneceğini söyleyen bir öğrencinin yazdığı söyleniyor.
Fotokopici beyi özledim.
Sokakta sürekli kapının önünde oynayan bir grup bebe var. Ne durdan anlıyo…

Yaniyürüük !

Şükür bir müddet Ankarayı bırakıp Adana'ya geldim a canlar. Ama sıcak. Çok sıcak. Daha da sıcak olacak :D

Finaller bitti, Ankara'da fazladan üç beş gün takıldım fotokopici beyle. Annemle her gün e hadi bugün gel, hayır gelmeyeceğim anne konuşması yaptık. Gezdik tozduk. Fotokopici beyin annesiyle pek muhabbet kurmamaya çalıştım bu süre içinde. Hatta beyimizin arkadaşına iftara, yatıya kalmaya bile gittik. Güzel günlerdi ama :) Şimdi özlüyorum. A bir de fotokopici beyle anlaşma yaptık, ben kilo alacağım o da sigarayı azaltacak. Geldiğimden beri bir kilo aldım. Devamı için de çalışıyorum, bakalım. Kilo almam gerekiyor bu arada, azıcık zayıfladım da, yoksa o kilolu sevdiği için değil :D

Pek sevgili hocalarım finallerimizi ısrarla açıklamıyorlar, haliyle büte kaç tanesinden kaldım bilmiyorum. Azıcık bir zaman kaldı. Kesin kaldım diye beklediğim derslere çalışmaya başladım ben de mecburen. Bu sıcakta da hiç hoş olmuyor çalışmak.

Klimayı bulan vatandaşı bir kere daha saygıyla anıp me…

Yoruldum

Galiba yoruldum. Herkes sürekli olarak bir şeyler bekliyor benden. Neden kimse de çıkıp sen ne istiyorsun demiyor? Onu geçtim birisi halimi hatrımı sorsun ya!

Bitmek bilmeyen finallerim devam ediyor. Annem bir an önce Adana'ya gel diyor, fotokopici bey onu yapma bunu yapma şöyle yap böyle et diyor, arkadaşlarım sürekli yakınıyor, oda arkadaşım odada sadece nefes alıyor başka ses yok. Yoruldum. Hepsinden yoruldum. Hepsinden bıktım. Siktiri çekicem yakında hepsine az kaldı.

Ağlamak istiyorum, ona bile yer yok siktiğimin yerinde.

Şarkı.


Yok Başlık -3-

Yarın finallerim başlıyor ve hiçbirine tam olarak hazır değilim. Şundan kesin geçerim diyebileceğim ders yok. Dahası bu sene ayrı bir sallamıyorum resmen. Alışmış kudurmuştan beterdir derler ya o hesap aynı. Amaan büte kalır nolacak sanki, bana bişey olmasın kafasındayım. Ha hala bana bişey olmasın orası ayrı :D Ama gerginim tabi bu da bir gerçek.

Fotokopici beyle bir buçuk ayı doldurmanın sevincini yaşıyorum. Lakin bir kaynana var ki düşman başına. Kadın belki kötü olmayabilir ama sevmiyorum, sevemiyorum. Neymiş efendim dükkana gelen gidemiyormuş hatta dün akşam kızlar kapatmasan keşke demiş. Lan bunu benim yanımda deme işte. Sonra bir de diyor ben yanlarındaydım ama. Sıçtı sıvadı bir de.

Sonracığımaaa, fotokopici bey artık anneme söylemem gerektiğini düşünüyor. Ama daha çok erken. Daha ben bile bazı şeyleri kafamda oturtamamışken anneme anlatmam, anlatamam. Annem ne soru sorsa alacağı cevabı beğenmeyecek. Kadının içi rahat etmeyecek ondan sonra. Aleviler galiba bir de. Sormadım, sor…

Susma Gönlüm Sen Söyle

Nazar değecek diye ödüm kopuyor ama ben galiba çok mutluyum. Fotokopici beyle her şey harika gidiyor. Tek korkum sanırım olaylar hızlı gelişiyor. Annesiyle, ablasıyla tanıştım. Gerçi sürekli dükkana gelip gidiyorlar, illa ki duyacaklardı. Sadece azıcık hızlı oldu o kadar. O'nun hayatındaki herkesin bilmesi garip bir güven veriyor. Sözün özü mutluyum ve O'na karşı hislerimi söylerken acaba bu da kırar mı beni diye düşünmüyorum hiç :)
Sınav takvimi açıklandı bugün. Açıklanmaz olaydı. Üç hafta boyunca final haftası olup da en önemli derslerimi üst üste getiren, hatta en önemli ikisini aynı güne denk getirmeyi beceren iğrenç ötesi bir takvim olmuş. Görünce ruhum daraldı resmen. Hala aklıma geldikçe de daralıyor gerçi de...
Adana'ya geldim geçen hafta. Ders çalışırım diye bir sürü not da getirdim. Gerçi yarısını hallettim ama istediğim kadar olamadı haliyle. Yusuf yusuf olmaya başladım artık.
A bir de anneler günü geliyor ya, ne hediye alacağımı bilmiyorum ben. Anneme sordum ne…

Leyla

Bir önceki yazıdaki çocuk(Ağır Abi olsun adı) yok oldu. Ama ne yok olmak. Fotokopici beni yurda bırakıyordu, Ağır Abi görmüş bunu. Takip etmiş olması lazım görmesi için yoksa başka türlü imkanı yok. Hiçbir şekilde yol üstü falan değil yani. Bu mesaj attı ben yurda girdikten beş dakika sonra, bende iki saat sonra cevap verdim ders çalışıyordum yeni gördüm diye. Sonraki gün ben yine fotokopicinin oradaydım, Ağır Abi mesaj atmış bir sürü. Ben yurdun sokağına girince fark ettim mesajları. Aradım direkt, geldi bu da işte. Benden sana hayır gelmez dedim, senden kimseye hayır gelmez topluma zararlısın dedi. Aynı anda iki kişiyle konuşmak nasıl bir şey söylesene dedi, bilmem konuşana sor dedim. Çünkü ölümüne inkar hayat felsefem :D En son giderken, dua et üç gündür tanıyorum seni yoksa kafanı o arkandaki demire geçirmiştim dedi. O konuştuğun adamın da kim olduğunu biliyorum, bak bakalım o seninle konuşuyor mu bir daha dedi. Ben yusuf yusuf tabi. Yurda girdim, fotokopiciyi aradım dedim böyle b…

Uykum Kaçtı Da Azıcık

Her şey çok monoton, sevgili yok, değişiklik yok, okuldan sıkıldım diye gezerken saçma saçma işlerin içine girdim.

Yurtta Merve vardı, bana birini ayarlayacaklardı. Tanıştık, gezdik, tozduk. Adam çok hızlı çıktı. A bide değişik bir kıskanç mı neyse artık, ona niye baktın, bu saatte niye uyanıksın, bana niye cevap vermedin. Lan daha iki gün olmuş bismillah bir dur, bir alışayım varlığına. Yarın sabah ilk iş bu adamı hayatımdan yok etmek olacak.

Sonra, okulun orada bir fotokopici var, çok severim kendisini böyle güler yüzlü hoş sohbet falan. Geçen gün okuldan çıktım yurda gidicem yağmur başladı hafiften. Baktım o da kapıda, geçtim dükkana. Altı saat orada kalmışım resmen. Bugün de yaptım aynısını. Muhabbetin devamını da telefondan ediyoruz. Şahane bir adam. Fotokopici diyince yaşça çok büyük bir şey canlanmasın gözünüzde, beş yaş var aramızda.

A bir de finaller yaklaşıyor, kütüphane moduna geçtim artık şükür.

Haftaya adanaya gidiyorum inşallah, bilet almam lazım. En sevdiğim şey Ankara&…

İsyan!

Resim
Yıldım. Çalışıyorum ama anlamıyorum. Derse giriyorum, kadın çok hızlı ders anlattığı için not tutamıyorum, notları alıyorum yine çok kısa geçildiği için  yine anlamıyorum. Hatta anlatmayıp bu da ödev olsun diyip bunu da sınav sorusu yapacağını söylüyor. Bu dersten de kadından da nefret ediyorum. Lanet gelsin okulu bulup taş devrinden çıkan insanlara!



Şarkı.

Nisan'da Adana'da!

Resim
Adana'da karnaval başladı, haberlerde gazetelerde her yerde karnaval haberi yapıyorlar ve benim içim gidiyor. Adana'da tam anlamıyla yaşamaya başladığımda her sene gideceğim o karnavala. Ayy her yer mis gibi portakal çiçeği kokuyordur bir de şimdi. Adana özlemimin depreştiği günlerdeyiz evet. Anneme hava çok güzeldi kot montla dolaştım hatta terledim bir ara dedim, burada da tişörtle terlenmeye başladı artık dedi. O an tam anlamıyla bir dramdı benim için.


ben de orada olmak istiyoruum :(

Kütüphanede çalışmaya başladım artık. Anneme mesaj attım hava mis gibi ama ben kütüphanede ders çalışıyorum diye, kütüphane havası da mis gibidir çalış sen dedi :/

Yurtta Merve diye bir arkadaşım var, benden azıcık küçük. Merve'ye ben hep yok mu benim yaşlarımda bir arkadaşın ayarlasana bana diyordum( kendimden küçük erkeklerden hoşlanmıyorum da) Merve'nin sevgilisinin ev arkadaşı varmış. Merve'nin sevgilisi de Merve'ye abime (ev arkadaşıyla çocuğun arasında beş yaş var da) biri…

Herkesin Acısı Sevgisi Kadar

Sabah yatakta ayılmaya çalışırken Facebookta ilkokuldan bir arkadaşımın paylaştığı bir fotoğrafı gördüm, Mustafa diye bir arkadaşımız ki kendisini ilkokuldayken çok severdim, başımız sağ olsun, Allah rahmet eylesin içerikli bir fotoğraf. Dalga geçiyor herhalde dedim, Mustafa ölmüş olamaz dedim. Sonra bir başka arkadaşımda daha gördüm yine aynı içerikli bir fotoğrafı. Mustafa'nın profilini açtım baktım, bir arkadaşı dün kalp krizi geçirdiğini ve öldüğünü yazmış falan. Telefon elimde yatağın içinde gözlerim dolu dolu kaldım öyle. Sonra Ankara'da okuyan başka bir ilkokul arkadaşıma söyledim duydun mu diye şimdi gördüm dedi, o tayfayla arkadaşlığımı bitireli çok oldu dedi. İçime bir şey oturdu resmen benim bu kız böyle diyince. Ben o şehirden gideli 11 sene olmuş ama onları hep bıraktığım gibi hatırladım, öylelerdir diye düşündüm. Ama değillermiş. Gittiğim yerlerin hiçbirine dönmedim geri. Kiminde imkanım vardı ama gitmedim kiminde de korktum ya bıraktığım gibi değilse diye. Bugün…

Özlemek Çok Çirkin Bişey

Hayatım boyunca hep birilerini özledim. Her şey değişti, yaşadığım şehirler, etrafımdaki insanlar, sevdiklerim, sevmediklerim, ben  değiştim, her şey değişti de bir özlem duygusu geçip gitmedi hayatımdan. Yolculukları da hiç sevmem. Hep uzaklaştım sevdiğim şeylerden, hep özlem duyduğum şeyleri çoğalttı.
İlk okuldayken okuldan çıkar çıkmaz bisikletle bütün mahalleyi gezerdik. Afyondan Elazığ'a gidince en çok bunu özlemiştim. Elazığ'da babamı çok özlerdim. Belli etmezdim ama çok özlerdim.
Tekirdağ'da sabaha kadar bahçede gırgır şamata ederdik. Haylazlık diz boyuydu o zamanlar. Kardeşim gibi sevdiğim bir arkadaşım vardı, kapı komşumuzdu. Son sene ikimizinde dersleri çok yoğundu, denk gelemezdik pek gündüzleri. Dersaneden eve geldiğimde lambası açık olursa camını taşlardım. Bir gün camı kıracaksın derdi hep. Onları da çok özledim. Ankara'ya geldim sonra. Evimi çok özlüyorum. Bir de ailemi. Hiç özledim diyemedim anneme, babama, kardeşime. Dersem sesim titrer, gözlerim dolar…

Bir Gün Göçtün Gittin

Kuzenim öldükten sonra sanırım ikinci kez gittim dayıma. İki sene geçti ve ben iki kez gittim sadece. Ayaklarım geri geri gitti hep. O evi görmeye dayanamadım hiç. Eskiden Ankara benim için yol üstünde mola yeriydi, bir kaç gün kalınıp yola devam edilirdi. Her gelişimde kuzenimle sabahlardık. O koca senede birikenler bir gecede anlatılırdı. 17 yaşında öldü. 17 senede toplasan 17 kez görmedik belki birbirimizi. Ama insan görmeden de sevebiliyor işte, görmeden de her aklına gelişinde kor gibi hissediyor acısını. Biz hep farklı şehirde onlar hep farklı şehirde... Şu yaşıma kadar ne bir bayram ne bir hastalık, hepsinde tektik biz, hiç görmedim akraba falan. Senede bir kere de olsa görünce seviyormuş işte insan, kan çekiyor derler ya öyle bir şey herhalde bu da. Kuzenimle de böyleydik işte.

Dedem gelmişti dayımlara, Ankara'ya cuma günü. Aman dedim akşam akşam gitmeyeyim, yarın öğlen giderim. O gece de yatarken kimse rahatsız etmesin diye telefonumu da sessize aldım. Sabah annem aramış …

Ankara

Her seferinde anneme babama haberleri izlerseniz paniklemeyin iyiyim ben demekten yoruldum artık ya. Onların sesindeki korku, panik, sesimde belli etmemeye çalıştığım endişe... Her yerde deli gibi siren sesleri, helikopter sesleri... Arayıp ulaşmaya çalıştığım arkadaşlarım, çok şükür kıl payı yırtmışlar dediklerim... Anca lanetleyelim, yasaklayalım, biter belki, gidenler gelir belki!

Onulmaz Dert Gibi Değil Bulunmaz Deva Gibi

Resim
Feridun Düzağaç'ı pek bir severim, daha da sevdim resmen.

Ölünmüyor

Pek yakın bir arkadaşım var Ankara'da. İntihar etmiş sonuç başarısız tabi bu kadar rahat yazabildiğime göre. Aslında ilk girişimi değildi bu sanırım bu yüzden ortak bir arkadaşımız söyleyince pek ciddiye almadım. Hastanede ikinci günüymüş bir de bütün arkadaşlar bir telaş yapmış falan öyle olunca hıı ciddi demek ki bu sefer dedim. Böyle olunca da biraz vicdan azabı çektim kötü bir arkadaş mıyım ben bir ben mi takmadım diye. Edindiğimiz bilgileri de annesi bu hepimize haber veren ortak arkadaşa söylemiş işte. Bildiğimiz tek şey ilaç içip intihar ettiği ve yengesine attığı mesajla olayın fark edilip hastaneye götürülmesi. Yarın belli olacakmış hastaneden çıkıp çıkmayacağı. Şimdi burada asıl sorun bizim nasıl davranmamız gerektiği. İntihar sebebini bilmiyoruz. Yanına gitmeli miyiz gideceksek ne zaman gitmeliyiz ne demeliyiz bunları bilmiyoruz. Gidersek ters teper mi gitmezsek alınır mı? Annesine soracağız yarın gelelim diye ama arkadaş annesiyle de zıt bir insan. Kadının gayet iyi ni…

Evli, Mutlu, Çocuklu

Eve her gidişimde dönmek biraz daha zor geliyor. İlk sene böyle değildi, ikinci sene birazcık zorlaştı da bu sene bambaşka. Ankara'da yaşamak değil aslında zor gelen ama bilmiyorum işte. Okul zorlaştıkça, odamdaki huzurum kaçtıkça daha da çileli hale geldi evden Ankara'ya gelmek. Çok merak ediyorum ama annem fark ediyor mu bunları. Kolay kolay bir şey anlatmam ben anneme falan. Ne kadar bunalsam da söylemem, kendim çözmeye çalışırım her şeyimi hep. Sevmiyorum aslında bu huyumu.

Okul bir an önce bitse, Adana'ya dönsem, ölene kadar kalsam orada. Sonra da varsa baraj manzaralı bir mezarlık lütfen ^^

Çok acayip bir rüya gördüm. Rüyamda arkadaşlarıma mesaj atıyorum, yarın nikahım var ne giysem acaba diye. Sonra dolaba bakıyorum bakıyorum kıyafet bulamıyorum bir türlü. Anneme diyorum sen nasıl annesin yarın nikahım var daha ortada kıyafetim yok diye. O da bana giy bir pantolon git işte diyor. Sonra arkadaşımla konuşuyoruz, yarın düğünüm var ama bana çok soğuk davranıyor acaba e…

Yok Başlık -2-

Sefer öldü. Sefersiz dizi nasıl olur? Sefer nasıl ölür? Sefersiz kim poyraz izler? Sefersiz o dizi biter. Ağladım resmen son sahnede. Ama Sefer ölmesin, hortlasın falan ne bileyim. Ölmesin yaa...

Pazar günü Ankara'ya gidiyorum. Böyle böğrüme öküz oturuyor resmen düşününce. İstemiyorum gitmeyi. Mutlu değilim bence ben bu sene. Bitsin artık bu çileee..!

Çok çok sevdiğim bir arkadaşımın geçmiş doğum gününü kutlayacaklar ve ben Adana'dayken yapıyorlar bunu. Gerçi sevgilisi heves etmiş ayarlamış o kadar kıza ertele demek olmaz... Hoş çocuk da hiç sevmez aslında doğum günü kutlamalarını.Ayrılsınlar bence zaten, kız arkadaşımızı çaldı.

Bu dönem köpek gibi çalışacağım.Kendime söz vermek mi olur bu artık kendimi kendime ispatlamak mı bilmiyorum ama alttan dersim olmadan dördüncü sınıf olucam seneye de mezun olucam.

Şarkı.

Ah Bu Ben

Resim
14 şubat geldi resmen ve her zamanki gibi yine sapım. Resmen her 14 şubat ve doğum günümde sap takılıyorum. 22 yaşıma geldim ve sadece iki kere 14 şubatta sevgilim vardı. Biri taaa yedinci sınıfta öteki de geçen sene. Hakkını yemeyeyim yedinci sınıftaki vatandaş hediye almıştı. Ama geçen seneki öküz neden es geçmişti onu hatırlamıyorum işte. Bir de doğum günlerim. Sadece bir doğum günümde sevgilim vardı ve ben o zamanlar o çocuktan ayrılmak üzereydim. Ben Tekirdağdayım o da Çanakkale'de okuyordu o zaman. Gitmiş hediyeler falan almış sırf doğum günüm diye gelmişti. Ama ben naaptım çocuk bana hediyelerimi vermek için gelince ayrıldım bir de hediyeleri almadım. Müstahak yani bana bu saplık. Sevgililerim hep bu iki günün sonrasında olur, öncesinde de yok olur. Bir yandan da iyi ki yok çünkü hediye seçmek tam bir bela. Hem de hiç benlik bir iş değil. Ama yine de olsa fena olmazdı hani :D

İzlemeyen varsa bunu da bırakayım buraya da halimi iyice bir anlayın :D




Sınav sonuçlarım açıklandı …

Bir Akıl Lütfen

Benim tıpçı yine mesaj attı. Çocuğa ne diyeceğimi de bilmiyorum. Bir aklım hiç kıvranma direkt olduğu gibi söyle diyor öbür aklım da sus kırma çocuğu diyor. Mesajı da, gayet iyiyken neden bir anda uzaklaşıp soğuyorsun içerikli bir şey. Çocuğa ne diyeceğim ben? Yardım lütfen.

A bir de çok acayip bir rüya gördüm. Şimdi bizim sınıfta ta geçen seneden beri böyle kestiğim bir çocuk var, arkadaşlarla aramızda bebiş diyoruz kendisine. Çok zeki ya da çok çalışkan bilmiyorum ama fena bir şey, tipi de on numara. Hele bir gülüşü var böyle otur izle. Neyse ben denk geldikçe çocuğu seyrediyorum resmen :D Rüyamda ben bu bebişle ankarada metroya binmişim ama metro yerin altında değil üstünde. Sonra Elazığ'daki okulumun formasını giyen bir kaç kişiyi görüyoruz yolda. Sonra o okulun olduğu yere iniyoruz ama bizim metro otobüs olmuş. Bebişe aa bak burası benim eski okulum diyorum, okuldakiler de halay çekiyor yan okuldan öğrencilerle. Bebişle el ele okulun bahçesinden sokağa iniyoruz, üst sokağa gi…

Evden Bildiriyorum

Allahııım nasıl mutluyum nasıl huzurluyum anlatamam. Sabah istediğim saatte kalkıyorum, kahvaltıya yetişme derdi yok, istediğim saatte acıkıp istediğim yemeği yiyorum. Sevmediğim yemek pişmiyor. Hava sıcak, güneşe sırtımı verip ısınabiliyorum. Kar yok, yağmur yok. Sabahtaan akşama kadar tv izliyorum, ses eden yok. Baya yurtta çile çekiyormuşum aslında.

Ev rahatlığına jet hızıyla alıştım. Sabah önce aramızda kalsın(kalmasın da olabilir hala adını öğrenemedim bu programın) izliyorum kahvaltıyı hazırlarken, sonra müge anlı izliyorum kahvaltı eşliğinde. Kahvaltıdan sonra güzel bir türk kahvesi, sonra örgümü elime alıp televizyon izlemeye devam ediyorum. Nazmiye Çam'ın katili de kim çok merak ediyorum bu arada :D A bir de show tv de gelin evi diye bir şey buldum, gelinler evlerini gösteriyor, çeyizlerini kimin ne takı taktığını, evdeki eşyaların fiyatlarını falan, diğer gelinler de bunlara puan veriyor. Aynı gelinlerin tatlı telaşı sayfası gibi bir program olmuş. Canım sıkıldıkça kek p…

Bitti

Bitti nihayet bitmeyen vizelerim. Vizelerden sonra bir de sağlam bir halay çektik, bir güzel oynadık, çok hoştu. Üç haftalık sınav maratonumu dinlediğiniz için teşekkürler^^


Konuşmak Lazım, Konuşmak

Kardan nefret ediyorum. Ya da düzelteyim, kar yağıp yolların buz tutmasından ve o yolda işkence çekmekten nefret ediyorum. Dışarıda işim yoksa ben dışarıya çıkana kadar istediği kadar yağıp sonra da geri yok olabilir :P Ne güzel seviniyordum Ankara'da kar yağmadı bu sene diye ki gider ayak yaptı yapacağını. Dışarıda bir kar yağıyor, gece boyu da yağacakmış sabaha Allah kerim artık.

Nihayet son bir sınavım kaldı. O da en sinir bozucusu, felsefe. Kafam basmıyor benim böyle soyut derslere. Bana daha somut şeyler lazım. Son sınav olmasından mıdır nedir acayip bir rahatlık var. Bu sene hakikaten bitmek bilmedi ama bu vize dönemi. İnsanlar büte geldiler, gittiler ben gidemedim bile daha. Oda arkadaşım zat-ı muhterem de yok şükür bir haftadır. Nasıl güzel nasıl güzel anlatamam. Çamaşırlarımı yıkatıp çamaşırlığı odaya getirdim mis gibi kuruyorlar. Kurutma makinesine girince bir acayip çıkıyorlar, sevmiyorum onu. Bu kız olmayınca odada istediğim gibi sigara da içebiliyorum. Bu havada aşağı…

Küçük Emrah

Resim
Yurtta herkes gitti bir biz hukuk garibanları kaldık. Hatta millet bütünlemeler için gelecek ve biz hala vizeleri bitiremedik. Her gidenin ardından Küçük Emrah gibi bakıyorum resmen. Yoruldum artık, hakikaten evime gitmek istiyorum.


Her gidenin ardından tam da bu haldeyim işte.
Yazılıya çalışır gibi vizeye çalışıyorum resmen ve bu sınavlarım iyi geçiyor. Ama alttan aldığım ve deliler gibi çalıştığım derste yine bir bok olmadı. Adam geçen sene 300 kişiyi birden bıraktı bu sene de biz yine kalacağız gibi hatta bir de yenileri eklenecek. Ve adam kendisine dönüp de bakmıyor ben nerede yanlış yapıyorum da bu kadar öğrenci kalıyor diye. Şerefsiz adam tam öğrenememişsiniz demek ki siz hukuku uygulayamayan öğrencilersiniz dedi bize. Bilmiyor ki bu kadar insanın bedduasını alıyor. Çok sinirliyim.  Dua edin okurken azıcık insaflı okusun bu sefer.
Dinleyin efenim.

Bi Dua Alabiliyoz Mu?

Bu aralar hayatımda güzel olan ne var diye bir düşündüm dee sanırım kopya çekerken yakalanmamam :D (sağlık vs bunlar çok şükür var) En önemli ve alttan aldığım derste minicik amfinin içinde beş tane gözetmen vardı ve kızın biri kopya çekerken yakalandı, hem de dersin hocasına. Adam da kağıdı direkt çizdi tabi. Halime şükrettim bunca senelik kopyacıyım şükür yakalanmadım hiç bu kadar büyük. Tamam yerimi falan değiştirdiler de böylesi çok kötü olsa gerek. Allah düşmanıma bile vermesin.

Oda arkadaşım T ile bu aralar iyiyiz, şeytan kulağına kurşun. Poyrazın olduğu gün ben demeden bir baktım etüte geçmiş çalışmaya. Hal hatır sormalar, konuşmalar falan. Dün gece Beyaz Show vardı, çalışırken mola verdiğimde açtım, odada değildi o an izledim biraz falan çok da sarmadı. T odaya gelince de kapattım geri. Aç aç izle sen etüte geçerim ben çalışamadım zaten dedi. Bunlar beklenmeyen şeyler. Ama umarım seneye bu yurtta kalmaz, en azından bu odada kalmasın ve lütfen gelen gideni aratmasın.

Adana'…

Can Sıkıntısı

Büyük ikramiyenin çıkacağına inandım, çıkmadı. Neyse ki son iki rakamı tutturdum da bilet parasını kurtardım. Ama inanmıştım cidden yeni yıla zengin gireceğime.

Vizesinde deli gibi kopya çektiğimiz bir ders vardı. Beş kişi, hepimizin kağıtları aynı ve hepimizin notu farklı. Finalde de yine aynı düzenle oturduk kopya çekeriz dedik. Seçmeli ders sonuçta ortalama yükseltiriz dedik, çekemedik. Koca amfide üç gözetmen vardı biri sağımda biri solumda öbürü de tam arkamda durdu. Gül gibi vize notum heba oldu, oysa ki a düşürecektim ben o dersi, a düşen ilk dersim olacaktı, olmadı.

Pazartesi günü vizelerim başlıyor ve ben kendimde hiçbir sınavda kalem oynatabilme potansiyelini görmüyorum. Sadece çok sıkıldım.

Adana'nın 2017 muhabbeti vardı, beynimde nasıl yer ettiyse artık sürekli olarak 2017ye girdik gibi geliyor, 2016ya alışamadım.

Melodram'ın yılbaşı çekilişi vardı. Yılın son gününde geldi kargo elime. Ve belki de şimdiye kadar aldığım en güzel hediyeydi. Kutunun içinden çıkanlara b…